top of page

Phineas Gage Vakası

Updated: Dec 14, 2025

Phineas Gage, kendisini yaralayan demir çubuğu tutarken (Phyllis Gage Hartley / Creative Commons).
Phineas Gage, kendisini yaralayan demir çubuğu tutarken (Phyllis Gage Hartley / Creative Commons).

🎵  Life is what happens to you while you're busy making other plans

Beautiful, beautiful, beautiful, beautiful boy... - John Lennon

-Sizce de hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenler midir?

Aslında ilk olarak Amerikalı yazar Allen Saunders tarafından 1957’de söylenen bu cümle yıllar sonra John Lennon’ın

"Beautiful Boy" şarkısındaki sesiyle hafızalara kazınmış durumda.

Hani bazı şarkı sözlerini dinlerken, sanki tam da yaşadığınız bir duruma yazılmış gibi hissedersiniz ya.

Bu söz de öyle... Herkesin kendi hayatından bir parça bulabileceği türden.

Hatta bence Phineas Gage vakası için yazılmış bile olabilir!


Sıradan bir iş gününde patlayan barut, demir çubuğu beyninden geçirip havaya savururken Gage’in hayatını da aynı anda bambaşka bir yöne savurdu.

Şimdi sizi 1848 yılının Vermont’unda bir demiryolu inşaatına götürelim.


Kaza Günü: 13 Eylül 1848

Vermont’un küçük Cavendish kasabasında sıradan bir sabah. Rutland & Burlington Demiryolu inşaatında çalışan 25 yaşındaki ustabaşı Phineas Gage, ekip içinde “en verimli ve yetenekli” çalışanlardan biri olarak tanınıyordu. Görevi, patlatma işlemlerini hem planlamak hem de bizzat uygulamaktı.

Bu iş, demiryolu hattı boyunca karşılarına çıkan dev kaya kütlelerini kontrollü patlamalarla parçalamayı gerektiriyordu. Ve her şey belli bir sırayla ilerliyordu:

• Önce kayaya derin bir delik açılır,

• Ardından içine patlayıcı barut tozu ve fitil yerleştirilir,

• Barutun üzerine, enerjiyi kayaya yönlendirmek ve güvenliği sağlamak için kum gibi koruyucu bir madde doldurulur,

• Son adımda bu karışım, Gage’in elindeki uzun sıkıştırma demiriyle bastırılır,

• Hazırlıklar tamamlandığında fitil ateşlenir, ekip güvenli mesafeye çekilirdi.

Bu işte usta olan Gage’in kullandığı demir çubuk da sıradan bir alet değildi:

1.1 metre uzunluğunda, 3 santimetre çapında, yaklaşık 6 kilo ağırlığında ve sivri uçlu, cilalı, tam eline göre yapılmış özel döküm bir demir çubuktu.

O sabah da elindeydi o demir çubuk. Gage işin başına geçti. Sıra kum ekleme adımına geldiğinde yardımcısına “kumu sen ekle” dedi, ama ardından başka bir şeye dikkat kesildi. Tekrar yaptığı işe döndüğünde, o kritik soruyu atladı:

-Kum gerçekten eklenmiş miydi?

Gage, her zaman gösterdiği özeni gölgede bırakan bir anlık dikkatsizlikle, kumun yerleştirildiğinden emin olmadan çubuğu bastırdı. Demir, kayaya sürtündü ve kıvılcım çıktı. Patlama içeriye yönelmesi gerekirken dışarıya yöneldi ve her şey bir anda altüst oldu. Çubuk, bir mermi gibi havalandı ve doğrudan Phineas Gage’in yüzüne saplandı. Sol yanağından girdi, üst çeneyi parçaladı, sol gözünün arkasından geçerek beynin ön kısmına, prefrontal kortekse ulaştı. Oradan kafatasının tepesini delip çıktı. Demir çubuk, üzerinde beyin dokularıyla birlikte yaklaşık 25-30 metre uzağa fırladı.

Etraftaki herkes şaşkınlıktan donup kaldı. Daha da şaşılacak çok şey olacaktı.

Gage, patlamayla birlikte yere yığıldı. Birkaç saniye boyunca kasıldı. Ardından gözlerini açtı, konuşabiliyordu. Hatta destekle yürüyebiliyordu. İşçi arkadaşlarının desteğiyle ayağa kalktı ve olay yerinden birkaç yüz metre ilerideki öküz arabasına yürüyerek ulaştı. Arabaya bindiğinde hala bilinci yerindeydi. İlk müdahalenin yapılacağı pansiyona doğru ilerlerken, doktorların daha sonra aktardığına göre, yanında çalışan işçilerin saatlerini kayıt defterine not etti. Yaşadığı travmanın büyüklüğü göz önüne alındığında, bu iyilik hali akıl almaz bir durumdu.


Doktor, Burada Sizin İçin Yeterince İş Var!

Pansiyona vardıklarında Gage arabadan indi. Otelin önündeki sandalyede otururken doktorun geldiğini gördü ve nörobilim tarihine geçecek o cümleyi kurdu:

“Doctor, here is business enough for you.”

(Doktor, burada sizin için yeterince iş var.)

Dr. Edward H. Williams, sonradan kaleme aldığı notlarında bu sözü, tıbbi tarihin “en büyük hafife alma ifadelerinden biri” olarak tanımlamıştır. Bu sözlerinin yanı sıra, Gage’in başındaki açık yaradan nabızla birlikte dışarıya doğru beyin dokusu çıktığını da kayda geçirmişti tabii ki.

Kazadan birkaç saat sonra, Gage’in bakımını doktor John Martyn Harlow devraldı. Önce saçları kazındı. Açık yara temizlendi, parçalanmış kemik ve beyin dokusu dikkatle çıkarıldı. Kafatasındaki açıklık dezenfekte edildi fakat o koşullarda kapatılması mümkün değildi. Yapılabilecek en iyi müdahale buydu.

İlk günlerde tablo şaşırtıcı derecede iyiydi. Gage’in bilinci açıktı, yemek yiyebiliyor, konuşabiliyor ve çevresiyle iletişim kurabiliyordu. Ancak bu durum uzun sürmedi. Kısa süre içinde ateşi yükseldi, enfeksiyon belirtileri başladı. Ardından bilinç bulanıklığı ve deliryum gelişti. On ikinci gün geldiğinde komaya girdi.

Dr. Harlow, o dönemi yıllar sonra şöyle aktarıyordu:

“Kefen hazırlıkları bile başlamıştı.”

Ama yine de vazgeçmedi Gage'den. Enfekte dokuları temizlemeye, pansumanları düzenli olarak yapmaya devam etti. Her gün, aynı dikkat ve ısrarla yeniden müdahale etti.

Ve sonunda Gage yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Beşinci haftaya gelindiğinde evine dönecek kadar toparlamıştı. Herkes bu hızlı iyileşmeyi bir mucize gibi görüyordu. Bir demir çubuğun beynini delip geçtiği bir insanın hayatta kalması, başlı başına bir mucize sayılabilirdi de.

Ama aslında her şey dışarıdan göründüğü kadar iyi değildi.

Çünkü Gage artık bildikleri Gage değildi.


Gage, Artık Gage Değil!

Gage'in sağ gözü kördü, ama konuşabiliyor, yürüyebiliyor, kendi başına yemek yiyebiliyordu. Yüzündeki birkaç yara izi ve kör bir göz… Dışarıdan bakıldığında kazanın bıraktığı izler bundan ibaret gibiydi. Oysa gözle görünmeyen, çok daha derin bir değişim başlamıştı.

Kazadan yıllar sonra Dr. Harlow, durumu şöyle özetliyordu:

“Entelektüel yetenekleri ile hayvani eğilimleri arasındaki denge kaybolmuştu.”

Kazadan önce Gage çevresinde çalışkan, nazik, güvenilir ve planlı biri olarak tanınırdı. Sosyal açıdan dengeli, işinin ehli bir ustabaşıydı. Fakat kaza sonrası bambaşka birine dönüşmüştü:

  • Küçük şeylere büyük bir öfkeyle tepki veriyor, sabırsızlıkla parlıyordu.

  • Dürtülerini kontrol edemiyor, daha önce ağzından çıkmayan küfürleri savuruyor, çevresine karşı kırıcı davranıyordu.

  • Bir gün büyük planlar yapıyor, ertesi gün hiçbirini hatırlamıyor ya da tümünden vazgeçiyordu.

  • Öz denetimini yitirdiği için özellikle kadınların yanında uygunsuz davranışlar sergiliyor, sosyal kuralları önemsemiyordu.

Dr. Harlow’un çabaları bu yeni davranışları değiştirmeye yetmedi. Artık Gage, güvenilir bir çalışan olarak görülmüyor, öngörülemez biri olarak tanımlanıyordu. Ne eski işine dönebildi ne de eski hayatına.



Gage, Hayatına Devam Ediyor

Kazadan yaklaşık 10 hafta sonra Gage, zayıf ve yorgun bir halde ailesinin yanına, New Hampshire’a doğru yola çıktı. Bu yolculuk, iyileşme sürecinde atılmış ilk gerçek adımdı. 1849’un başlarında kısa yürüyüşler yapabiliyor, bahar aylarında ise yarım gün çalışabilecek kadar toparlanmıştı. Fiziksel olarak güçleniyor gibiydi, ama bir şeyler eksikti. Kontrol edemediği dürtülerin yol açtığı öngörülemez davranışları, iş bulmasını zorlaştırıyordu. Bunun yerine, dikkat çekici iyileşme hikayesini bir geçim kaynağına dönüştürmeye çalıştı. O dönemde, bedensel farklılıklar ya da sıra dışı sağlık olayları, “merak kabinesi” tarzı sergi alanlarında ya da dönemin erken sirk/müzelerinde halkın ilgisine sunulurdu. Gage de başta New York’taki Barnum’un Amerikan Müzesi olmak üzere birçok şehirde, yanında her zaman taşıdığı o meşhur demir çubukla birlikte kendisini sergiledi. İnsanlar, beyninden demir geçmiş bir adamı görmek, onunla konuşmak, hala nasıl hayatta olduğunu öğrenmek istiyordu. Gage de bunu yaptı: Kendi yaşamını, kendi sesiyle anlattı.

Ancak zamanla bu ilgi azaldı. Gage de yeni bir başlangıç yapmaya karar verdi. 1852 yılında Şili’ye taşındı ve Valparaíso-Santiago arasında ağır posta arabası sürücüsü olarak çalışmaya başladı. Her sabah erkenden kalkıyor, atları hazırlıyor, yolcularla ilgileniyor, yüzlerce kilometrelik uzun ve zorlu rotaları dikkatle tamamlıyordu. Bu iş yalnızca fiziksel güç değil; dikkat, planlama ve sosyal etkileşim becerileri de gerektiriyordu. 1859 yılında onu gören Amerikalı bir doktor, Gage’in iyi durumda olduğunu yazdı. Belki de yapılandırılmış bir yaşam, tekrar eden sorumluluklar ve basit rutinler, onun zihinsel toparlanmasına alan açmıştı.

Aynı yılın ortasında, Gage’in sağlığı yeniden bozuldu. Yorgunluk, kilo kaybı ve zaman zaman artan şikâyetlerle Amerika’ya geri döndü. San Francisco’da annesi ve kız kardeşinin yanına yerleşti. Bir çiftlikte çalışmaya başladı. Ancak birkaç ay içinde epileptik nöbetler ortaya çıktı. Önce işini kaybetti, sonra bir sabah, geçirdiği şiddetli nöbetle yere yığıldı.

21 Mayıs 1860’ta, henüz 36 yaşındayken hayatını kaybetti.

Ama Phineas Gage’in hikayesi, onunla birlikte son bulmadı.


Kafatası ve Demir Çubuk İkilisi

Kazanın yaşandığı ilk günden itibaren onu yakından takip eden Dr. John Martyn Harlow, Gage’i yalnızca tedavi eden değil; aynı zamanda onu, durumunu anlamaya çalışan bir bilim insanıydı. Gage’in ölümünden altı yıl sonra, 1866’da ailesiyle yeniden iletişime geçti. Amacı, bilimsel araştırmalar yapabilmek için Gage’in kafatasına ve meşhur demir çubuğa ulaşmaktı.

Aile bu sıra dışı talebi anlayışla karşıladı. Gage’in mezarı, şehir görevlisi olan kayınbiraderi aracılığıyla açıldı. Kafatası, Gage’in kazadan sonra yanından hiç ayırmadığı o demir çubukla birlikte Harlow’a gönderildi. Bu karar, yalnızca bilime duyulan güvenin değil, Gage’in yaşadıklarına ve geride bıraktığı bilimsel mirasa duyulan derin saygının da bir göstergesiydi.

Harlow, 1868 yılında çalışmalarını derinleştirerek kapsamlı bir rapor yayımladı. Bu metin yalnızca Gage’in fiziksel yaralanmasını değil; yıllar içinde gözlemlenen davranışsal ve zihinsel değişimleri de ayrıntılı biçimde belgeliyordu. Frontal lob hasarı ile sosyal davranışlar arasındaki ilişkiye ilk kez bu kadar net biçimde dikkat çeken çalışma, nöropsikolojinin kurucu metinlerinden biri olarak kabul edildi. Böylece Gage’in öyküsü, yalnızca tıp literatürüne değil, nörobilim ve psikoloji tarihine de kalıcı olarak kazındı.

Harlow, ilerleyen yıllarda Gage’e ait kafatası ve demir çubuğu Harvard Tıp Fakültesi’ne bağışladı. Warren Anatomik Müzesi’nde sergilenen bu iki ikonik parça, dramatik bir kazanın izinden çok daha fazlasını temsil ediyor artık.

Demir çubuğun üzerine, 1850 yılında Harvardlı cerrah Henry Jacob Bigelow tarafından kazınan sade ama çarpıcı cümle bugün hala okunabiliyor:

“This is the bar that was shot through the head of Mr. Phineas Gage.”

(Bu, Bay Phineas Gage’in kafasından geçen demir çubuktur.)


Phineas Gage’in geçirdiği kazanın üzerinden bir buçuk asırdan fazla zaman geçti; ancak bilim dünyası, bu sıra dışı vakaya olan ilgisini hiçbir zaman yitirmedi. Nörobilimci Antonio Damasio’nun ifadesiyle Gage vakası, akıl yürütmenin bozulması ile belirli bir beyin hasarı arasındaki bağlantıyı davranış üzerinden ilk kez gözler önüne seren örnek oldu. Her yeni teknolojik gelişme, Gage’in beynine dair daha önce ulaşılamayan ayrıntıları ortaya çıkardı; yapılan yeniden analizlerle bulgular derinleşti, yorumlar evrildi.


Phineas Gage Üzerinden Bir Nörobilim Perspektifi

Modern nörogörüntüleme tekniklerinin sağladığı imkanlarla, Gage’in kafatası üzerinden yapılan yeniden yapılandırmalar sayesinde beyninde tam olarak hangi bölgelerin zarar gördüğü yüksek doğrulukla saptandı. Gage’in yaşadığı travma, prefrontal korteks ve onun alt bölümlerinin; karar alma, duygusal düzenleme ve sosyal etkileşim gibi yaşamsal işlevlerdeki rolünü çarpıcı biçimde ortaya koydu.


Meraklısına Bilgi Kutusu



Gage Vakasında Nörogörüntüleme Dönemi

1994 yılında Antonio Damasio ve ekibi, Harvard Tıp Fakültesi’nde sergilenen orijinal kafatası ve demir çubuğu temel alarak bilgisayarlı tomografiyle Gage’in beynini dijital olarak yeniden yapılandırdı. Elde edilen bulgular, en ciddi hasarın ventromedial prefrontal korteks bölgesinde yoğunlaştığını gösterdi. Bu bölge, duyguların düzenlenmesinden empatiye, sosyal ilişkilerden pişmanlık hissine, ödül-ceza değerlendirmesinden geleceği planlamaya kadar birçok karmaşık işlevin merkezinde yer alıyor. Gage’in kazadan sonra sergilediği davranışsal değişimler, tam da bu alandaki işlev kaybıyla birebir örtüşüyordu.



Van Horn, J. D. ve arkadaşları (2012). Phineas Gage vakasında bağlantısal hasarın haritalanması.
Van Horn, J. D. ve arkadaşları (2012). Phineas Gage vakasında bağlantısal hasarın haritalanması.

2012 yılında Van Horn ve arkadaşları, gelişmiş bilgisayarlı tomografi tekniklerini kullanarak Gage’in kafatasını yeniden taradı. Bu kez, demir çubuğun beyinden geçtiği rota milimetre hassasiyetinde modellendi. Ancak bu analiz yalnızca çubuğun izlediği fiziksel yolu değil, hasarın ardında bıraktığı daha derin bir etkiyi de gözler önüne serdi: Tahribat sadece gri maddede sınırlı değildi. Beyin bölgeleri arasındaki iletişimi sağlayan beyaz madde yollarında da ciddi kopmalar vardı.

Bu bulgular, Gage’in yaşadığı değişimin yalnızca tek bir bölgenin hasarıyla açıklanamayacağını ortaya koydu. Aksine, o bölgenin diğer yapılarla kurduğu bağlantıların da koptuğu bir zincir etkisi söz konusuydu. Yani mesele artık “neresi hasar gördü?” değil, “hangi bağlantılar devre dışı kaldı?” sorusu etrafında şekilleniyordu.

Thiebaut de Schotten ve ekibi, bu durumu “bağlantı kopması sendromu” (disconnection syndrome) olarak tanımladı. Bu yaklaşıma göre, beyin yalnızca bölgesel işlevlerden değil; bu bölgeler arasındaki bağlantılardan doğan bir bütünlükten oluşur. Beyinde bir alan hasar aldığında, bu hasarın yalnızca yerel bir etkiyle sınırlı kalmayıp, bağlantılı tüm sistemin işleyişini bozabileceği anlaşılmış aslında.

Bu bütüncül bakış açısı, Phineas Gage’in hikâyesini basit bir lokal beyin lezyonu vakası olmaktan çıkarır. Artık onun yaşadığı dönüşüm, beynin çok katmanlı organizasyonuna ve bağlantısal işleyişine dair güçlü bir örnek olarak değerlendirilmektedir.

Phineas Gage’in hikayesi, bir patlamayla başlayan ama bitmeyen bir yolculuk. Bu yolculuk, yalnızca bir bedenin değil, bilimsel düşüncenin, merakın ve insan zihnine dair anlayışımızın da yolculuğu oldu.

Günümüzde Gage’in adı, artık yalnızca bir kaza ile değil; o kazanın ortaya çıkardığı bilimsel sorular ve açtığı yeni yollarla anılıyor.

 

Gage’in kazasının 150. yılı anısına Cavendish’te dikilen yol kenarı anıtı (1998).
Gage’in kazasının 150. yılı anısına Cavendish’te dikilen yol kenarı anıtı (1998).

Yazının başında da sormuştuk,

Hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenler midir?

Phineas Gage’in hikayesi tam da bu sorunun canlı bir karşılığı gibi. Peki ya o gün, o çubuk kafatasına saplanmasaydı? Gage, kendi planladığı hayatı ne kadar gerçekleştirebilirdi? Nasıl bir ömrü olurdu?

Bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var:

Hayat öngörülemez. Ve bazen, bir an her şeyi değiştirebilir.

Yani… Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlerse;

hayat kısa, kuşlar uçuyor demek mi lazım acaba bazen?


Bu soru işaretleriyle, yazıyı burada bırakalım.

 

Kaynakça:

Damasio, H., Grabowski, T., Frank, R., Galaburda, A. M., & Damasio, A. R. (1994). The return of Phineas Gage: Clues about the brain from the skull of a famous patient. Science, 264(5162), 1102–1105. https://doi.org/10.1126/science.8178168

Macmillan, M. (2000). An Odd Kind of Fame: Stories of Phineas Gage, s. 378.

Szczepanski, S. M., & Knight, R. T. (2014). Insights into human behavior from lesions to the prefrontal cortex. Neuron, 83(5), 1002–1018. https://doi.org/10.1016/j.neuron.2014.08.011

Van Horn, J. D., Irimia, A., Torgerson, C. M., Chambers, M. C., Kikinis, R., & Toga, A. W. (2012). Mapping connectivity damage in the case of Phineas Gage. PLoS ONE, 7(5), e37454. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0037454

 

 

Hande Gül Çelik

NÖROKAD YÖNETİM KURULU

KURUCU ÜYESİ

Comments


NÖROKAD

NÖROKAD, nörobilim alanında kadınların bilgisini, gücünü ve kolektif üretimini görünür kılmak için kuruldu. Bilimle dönüşen, birlikte büyüyen bir topluluğa hoş geldiniz.

Email: info@norokad.org

  • Instagram
  • LinkedIn

Bültenlerden Haberdar Olun!

bottom of page